10 libri per 10 euro qui
Bookbot

Nâzım Hikmet

    15 gennaio 1902 – 3 giugno 1963

    Nazim Hikmet, celebrato come il primo poeta turco moderno, è riconosciuto a livello globale come uno dei grandi poeti internazionali del XX secolo. La sua opera, influenzata dai futuristi russi, abbandonò le forme tradizionali nel tentativo di "depoetizzare" la poesia. Esplorò spesso temi di paesaggi umani e ideali sociali attraverso uno stile epico. La voce distintiva di Hikmet risuona attraverso le culture, affermandolo come una figura significativa nella letteratura mondiale.

    Nâzım Hikmet
    Life's Good, Brother
    Human Landscapes from My Country
    Beyond the Walls
    Classici moderni - 187: Poesie d'amore
    La grande poesia. Hikmet
    Poesie
    • L'itinerario creativo di uno dei poeti rivoluzionari più celebri del nostro tempo viene ripercorso in queste pagine attraverso i suoi versi immortali. La nostalgia, la passione politica, l'amore per il suo popolo, per la sua donna, per il figlio sono i temi centrali della sua poesia, coraggioso strumento di una ribellione indomita e profonda, che ha segnato il passo della letteratura di quegli anni. Tutta l'esperienza umana e culturale di Hikmet si esprime nella sua grande costruzione poetica, tenuta insieme da un forte e contagioso sentimento di passione per la vita.

      Poesie
    • Per Nazim Hikmet una poesia d'amore è un nucleo di emotività e di pensiero in cui occorre riuscire a fondere tutti gli aspetti della propria vita. Poeta d'amore e contemporaneamente poeta di battaglie, la forza dei suoi versi, lontanissima dai cliché del lirismo erotico, risiede proprio in un'inesausta partecipazione a tutto cià che accade nel mondo. E' così che in un dettato poetico unico, nato dall'incontro tra dolcezza orientale e moderna asprezza dei ritmi occidentali, due culture e due modi di vivere si uniscono, in poesie che sono sintesi magnifica di due facce, quella lirica e quella epica, della personalità di Hikmet.

      Classici moderni - 187: Poesie d'amore
    • Written during the Second World War while Hikmet was serving a thirteen-year sentence as a political prisoner, his verse-novel uses cinematic techniques to tell the story of the emergence of secular, modern Turkey by focusing on the always-entertaining stories of sundry characters from all walks of life. As his vignettes flash before our eyes at movie-like speed, it becomes clear he is also telling the turbulent story of the twentieth century itself and the ongoing struggle between tradition, which trusts in God, and modernity, which entrusts the world to human hands.

      Human Landscapes from My Country
    • Life's Good, Brother

      • 191pagine
      • 7 ore di lettura

      A contemporary international classic, available in English for the first time. Hikmet's final book--an autobiographical novel about a man who is imprisoned for being a Communist, his friends, and the women he loved. Considered to be a major work in his oeuvre. This is the first publication in English translation.

      Life's Good, Brother
    • Bu kitap, şairin ''Yeni şiirler'' adı altında 1962 yılında yayımlanan kitabına bir ön bölüm eklenerek meydana getirilmiştir. Şairin şimdiye kadar tanıdığımız şiirinin çok başka yönlerini, büyük yurd sevgisini, lirizme bürünmüş hümanist felsefesini bu kitapta daha yakından görmüş olacağız. Halk şiiri deyişiyle yazılmış ''Japon balıkçısı'', ''Karlı gece ormanında'', ''Dikili taşlar'' gibi şiirleriyle halk kaynaklarından yararlanışının ustalığını, ''Bir yılbaşı ağacı'', ''Sabah karanlığı'', ''Uykudan uyanış'' ve giderek ''Saman sarısı''nda sanatının doruğuna ulaştığını göreceğiz.

      Yeni şiirler
    • Sevdali Bulut Masali

      • 52pagine
      • 2 ore di lettura

      Sonunda, hep iyiden yana dönecek dünya... Nâzım Hikmet’ten umut üstüne unutulmaz bir masal... "Sevdalı Bulut", Türkiye ve dünya edebiyatının büyük ozanı Nâzım Hikmet’in yazdığı masallardan bir masal. Sevdanın, dostluğun, bağlılığın ve iyiliğin kazandığı bir dünya resmi. Kim asmak istemez ki bu resmi kalbinin duvarına? “Ayşe kızın ela gözleri gün ışığıyla doluydu. Sırma saçlarıpırıl pırıldı. Bir eliyle, sağındaki tavşanın uzun kulaklarını çekiştiriyor, öbür eliyle sol omuzundaki güvercini okşuyordu. İşte bulut tam bu sırada bahçenin üstünde belirdi. Bahçeye bir gölge düştü, ama çok durmadı, ortalık yine ışıklandı. Derken bahçeye, demin soldan sağa düşen gölge bu sefer sağdan sola düştü. Sizin anlayacağınız, bulut yukarda soldan sağa bahçenin üstünden geçmiş, sonra arkasına bakıp bahçede Ayşe kızı görünce gerisin geri yine bahçenin üstüne gelmişti. Ayşe kız da bulutu gördü. Tavşan da gördü bulutu, tanıdı da. Güvercin de gördü bulutu, kendini kurtaran bulut olduğunu anladı, kanatlarını çırptı hafiften.”

      Sevdali Bulut Masali