Fırat’ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yaşayan güzel bir kız varmış. Birbirlerine aşık olmuşlar. Delikanlı, her gece Fırat’ın sularında yüzerek karşı yakaya geçer, sevgilisine ulaşırmış. Bir süre sonra da sevgilisiyle vedalaşıp Fırat’ın azgın sularına girip öbür yakaya geçermiş. Bu günlerce böyle sürüp gitmiş.Yine bir gece delikanlı Fırat’ı geçip sevgilisinin yanına gitmiş. Dönüşünde delikanlı sevgilisiyle vedalaşırken kıza dikkatle bakarak, “Senin bir gözün kör muydü!” demiş. Kız o zaman delikanlıya dönerek; “Sen sen ol, sakın ola bugün Fırat'a girme!” diye tembihlemiş.Delikanlı kızdan ayrılmış, Fırat’a girmiş ve yüzme bilmediğinden boğularak ölmüş. Bizim delikanlı gerçekte yüzme bilmiyormuş; kıza duyduğu aşkın gücü sayesinde Fırat’ı geçermiş.
Baki Apaydin Ordine dei libri (cronologico)


Mevlanadan Düsündüren Hikayeler
- 360pagine
- 13 ore di lettura
Leylâ için çöllere düşen, deli divâne olan Mec-nûnun aşkını gören bir padişah, Leylâyı çok merak eder. Onun bulunup huzuruna getirilmesini emreder. Kısa bir zaman sonra Leylâ bulunup getirilir.Leylayı gören padişah büyük bir şaşkınlık geçirerek ona sorar:Mecnûnun aşkından perişan olup, dağlara, çöllere düştüğü Leylâ sen misin? Diğer kadınlardan farklı bir yanın yok. Kaldı ki, çok da güzel biri değilsin. Buna rağmen Mecnûn nasıl olur da senin için deli divâne olur? Leylâ cevap verir:Sen, Mecnûn olmadığın için bilemezsin sus. Bendeki güzelliği görebilmen için Mecnûn olman ve onun gözleriyle bakman gerekir der.Bu haklı sözler karşısında padişah söyleyecek bir şey bulamadığı için susar.