Bookbot

Gürültüden Müziğe

Müziğin Ekonomi-Politiği Üzerine

Valutazione del libro

Maggiori informazioni sul libro

Önce kaos vardı... Ve gürültüler... Jacques Attali bu gözlemden yola çıkarak müziğin ekonomi-politiğini inceliyor ve şu sonuca varıyor: Müzik ileriyi görür. İlkçağlardan başlayarak toplum, iktidar ve müzik arasındaki bağları ele alan Attali, bu kitabında müziğin, kurban ayinlerinden saraya, isyanlardan uzlaşmalara, iktidardan ekonomiye uzanan bütün tezahürlerini inceliyor. Gürültünün bir silah, müziğinse onun biçim verilmişi, evcilleştirilmişi olduğunu gösterirken, dünyanın gürültülerine kulak vermenin, geleceği görmemize ve düzenlememize yardımcı olacağını ileri sürüyor. Attali'ye göre gramofonun icadı gibi yenilikler, insanların yerini makinelerin alacağını ve her şeyin seri olarak kopyalanacağını bildirmişti; kayıt teknolojisi ise tüketim toplumunu... Sanatçıların ve müzik yayıncılarının telif hakkı talepleri, tüketim toplumunda korsanlığa zemin hazırlayacaktı. Ardından gençliğin isyanı ve diktatörlüğü geldi. Müzik artık ebeveynlerinden kültürel ve ekonomik bağlarını gitgide daha erken yaşta koparan gençlerin bütünleşme, grubunu belirleme aracıydı. Müzik eserlerine değer biçen hit-parade'lar eserleri olduğu kadar tüketicileri de biçimlendirir. Müzik artık yalnızca kişisel bir keyif aracı değil, aynı zamanda bir gruba ait olduğunu tasdik etme yolu ve gençler arasında evrensel bir bağdır. Artık yıldızlar "yamyam" bir toplumda daha uçucu hale gelmekte ve bu yıldızların karşısında genç hem tüketim malı hem de tüketici olmaktadır. Sanal müzik, MP3 ve büyük müzik firmaları arasındaki rekabet kültürel kapitalizmin zaferini ilan ederken, diğer sanat biçimlerinde de aynı olgunun varlığına işaret ediyor. Attali, tüm bunların ötesinde, dinlemenin yerini müzik yapma zevkinin alabileceği ve herkesin kendi müziğini yaratabileceği bir dünyanın taslağını çiziyor. Belki de ufukta "Herkesin kendini -o keşfetmeyi, kendini sevmeyi öğreneceği, sonra da başkaları tarafından keşfedilmekten ve karşılığında hiçbir şey beklemeden vermekten zevk alacağı bir toplum" var. Kim bilir?

Acquisto del libro

Gürültüden Müziğe, Gülüş G. Türkmen, Jacques Attali

Lingua
Pubblicato
2001
product-detail.submit-box.info.binding
(In brossura)
Ti avviseremo via email non appena lo rintracceremo.

Metodi di pagamento

4,1
Molto buono
814 Valutazioni

Qui potrebbe esserci la tua recensione.

Titolo
Gürültüden Müziğe
Sottotitolo
Müziğin Ekonomi-Politiği Üzerine
Lingua
Turco
Pubblicato
2001
Formato
In brossura
Pagine
205
ISBN10
9755394451
ISBN13
9789755394459
Serie
Valutazione
4,1 su 5
Descrizione
Önce kaos vardı... Ve gürültüler... Jacques Attali bu gözlemden yola çıkarak müziğin ekonomi-politiğini inceliyor ve şu sonuca varıyor: Müzik ileriyi görür. İlkçağlardan başlayarak toplum, iktidar ve müzik arasındaki bağları ele alan Attali, bu kitabında müziğin, kurban ayinlerinden saraya, isyanlardan uzlaşmalara, iktidardan ekonomiye uzanan bütün tezahürlerini inceliyor. Gürültünün bir silah, müziğinse onun biçim verilmişi, evcilleştirilmişi olduğunu gösterirken, dünyanın gürültülerine kulak vermenin, geleceği görmemize ve düzenlememize yardımcı olacağını ileri sürüyor. Attali'ye göre gramofonun icadı gibi yenilikler, insanların yerini makinelerin alacağını ve her şeyin seri olarak kopyalanacağını bildirmişti; kayıt teknolojisi ise tüketim toplumunu... Sanatçıların ve müzik yayıncılarının telif hakkı talepleri, tüketim toplumunda korsanlığa zemin hazırlayacaktı. Ardından gençliğin isyanı ve diktatörlüğü geldi. Müzik artık ebeveynlerinden kültürel ve ekonomik bağlarını gitgide daha erken yaşta koparan gençlerin bütünleşme, grubunu belirleme aracıydı. Müzik eserlerine değer biçen hit-parade'lar eserleri olduğu kadar tüketicileri de biçimlendirir. Müzik artık yalnızca kişisel bir keyif aracı değil, aynı zamanda bir gruba ait olduğunu tasdik etme yolu ve gençler arasında evrensel bir bağdır. Artık yıldızlar "yamyam" bir toplumda daha uçucu hale gelmekte ve bu yıldızların karşısında genç hem tüketim malı hem de tüketici olmaktadır. Sanal müzik, MP3 ve büyük müzik firmaları arasındaki rekabet kültürel kapitalizmin zaferini ilan ederken, diğer sanat biçimlerinde de aynı olgunun varlığına işaret ediyor. Attali, tüm bunların ötesinde, dinlemenin yerini müzik yapma zevkinin alabileceği ve herkesin kendi müziğini yaratabileceği bir dünyanın taslağını çiziyor. Belki de ufukta "Herkesin kendini -o keşfetmeyi, kendini sevmeyi öğreneceği, sonra da başkaları tarafından keşfedilmekten ve karşılığında hiçbir şey beklemeden vermekten zevk alacağı bir toplum" var. Kim bilir?