Bookbot

Ayşe Kulin

    Ayşe Kulin è una romanziera e opinionista turca contemporanea le cui opere approfondiscono spesso le relazioni umane e gli eventi storici. La sua scrittura si distingue per la capacità di penetrare nella psicologia dei personaggi, ritraendo il loro mondo interiore con profonda comprensione. Attraverso i suoi romanzi e racconti, esplora temi come la famiglia, l'amore, la perdita e i cambiamenti sociali, attingendo frequentemente alla storia e alla cultura turca. Il suo stile narrativo è noto per essere coinvolgente ed emotivamente risonante, permettendo ai lettori di immergersi completamente nelle sue storie.

    Without a Country
    Aylin
    Sarajevo
    Farewell
    L'ultimo treno per Istanbul
    Le quattro donne di Istanbul
    • Le quattro donne di Istanbul

      • 312pagine
      • 11 ore di lettura

      Per Forbes la più influente scrittrice turca Autrice del bestseller L’ultimo treno per Istanbul Dopo l’ascesa al potere di Hitler, Gerhard Schliemann, la moglie Elsa e i loro due figli, Peter e Susy, abbandonano la Germania per sfuggire alle persecuzioni naziste. Si rifugiano dapprima a Zurigo e poi, quando Gerhard riceve un’offerta dal Dipartimento di Medicina dell’Università di Istanbul, in Turchia. Mentre Susy e Gerhard sono affascinati dalla cultura turca e provano a integrarsi, Elsa e Peter sono invece fortemente ancorati alle origini tedesche. Nella città musulmana le nuove usanze avranno impatti fortissimi sulle loro vite, fino a ridisegnare i loro concetti di patria e appartenenza. In questa potente saga familiare, la Kulin racconta le sfide e le difficoltà di una vita in esilio, le ardue scelte di chi è costretto ad abbracciare un futuro incerto con una valigia piena di speranze. Un romanzo evocativo e commovente al tempo stesso, su un episodio poco noto, scritto con sapiente maestria dall’autrice più influente della letteratura turca. Un’autrice da oltre 10 milioni di copie Tradotta in 27 Paesi Hanno scritto di lei: «Kulin rende con sapienza narrativa un episodio storico poco noto. E dipinge uomini e donne capaci di trovare l’umanità dell’altro al di là degli stereotipi.»

      Le quattro donne di Istanbul
      4,2
    • L'ultimo treno per Istanbul

      • 320pagine
      • 12 ore di lettura

      Selva è la figlia dell'ultimo pascià ottomano della Turchia e può avere qualunque uomo di Ankara desideri. Eppure ha occhi solo per Rafael Alfandari, un ragazzo ebreo, figlio del medico di corte. Nonostante l'opposizione delle loro famiglie, che non vedono di buon occhio l'unione tra due mondi così diversi, i giovani amanti si sposano di nascosto e scappano a Parigi per farsi una nuova vita. Ma quando i nazisti occupano la Francia, la coppia in esilio imparerà sulla propria pelle che niente - né la guerra, né la politica, né la religione - può spezzare gli antichi legami di sangue. Grazie all'aiuto dei coraggiosi diplomatici turchi, infatti, organizzeranno un piano per mettere in salvo i membri della famiglia Alfandari e molti altri ebrei. Insieme, saranno costretti ad attraversare un continente in guerra, a entrare in territorio nemico e a rischiare tutto nel disperato tentativo di tornare alla libertà. Da Ankara a Parigi, dal Cairo a Berlino.

      L'ultimo treno per Istanbul
      3,7
    • Farewell

      • 414pagine
      • 15 ore di lettura

      Set in Istanbul during the last days of the Empire, Ayşe Kulin's novel recounts the collapse of the Ottomans... It is a story of human suffering and tragedy... By choosing to tell her story of an era through the eyes of a particular family living in a particular mansion in a city besieged, Ayşe Kulin follows in the tradition of the great historical novel.

      Farewell
      4,4
    • Sarajevo

      Of Love and War

      • 264pagine
      • 10 ore di lettura

      Sarajevo was hellish. Stefan didn't even recognize some parts of the city. All the main roads were barricaded. There was always something burning in the middle of the streets... The deathly silence was ruptured by the staccato report of machine guns; of exploding bombs, of sniper shots. The building in Ali Pasino Polye where he'd sometimes made love with Nimetawas riddled with holes. Nothing had been left unscathed. Still, life somehow went on... This book tells a love story which florished during the horrendous war in Bosnia between the years 1992-96. Under heavy bombing and tragic conditions love was still possible.

      Sarajevo
      4,0
    • Aylin

      • 333pagine
      • 12 ore di lettura

      Born to an old Ottoman family that had embraced the ideals of the newly founded republic, Aylin attended the American College For Girls and later went to Paris to continue her education. Thus began a life with head-spinning pace: a hasty marriage towards becoming a Libyan princess, medical educaiton that led to a successful career as a psychiatrist, numerous further marriages that never lasted long, a career in the American army as a lieutenant colonel... Even her death had a touch of her characteristic flair; its cause has remained a mystery to this date. This book reveals the tumultuous life Aylin Devrimel.

      Aylin
      4,0
    • Without a Country

      • 332pagine
      • 12 ore di lettura

      Originally published in Turkish in Turkey by Everest Yay ̧nlar ̧ in 2016 under title: Kanad ̧ k ̧r ̧k kuðslar.

      Without a Country
      3,5
    • Türkan

      Tek ve Tek Başına - Anı-Roman

      • 344pagine
      • 13 ore di lettura

      Bir ülkeden cüzamı kovdu. Türk, Kürt, Süryani demeden, kırsalın evlere hapsedilmiş kızlarına kapıları araladı, ışık tuttu yollarına.Hırpaladılar, yerden yere vurdular, ne gâvurluğu kaldı ne Kürtçülüğü, ne komünistliği. Ömrünün son döneminde de darbeci yerine kondu. Umurunda bile olmadı.Çünkü o sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimdi. Hayatı boyunca tek isteği, iyi ve dürüst bir insan olmaktı.“Bütün işlerimi tamamladım. Konser gecesini de atlattıktan sonra, kemoterapiyi kestireceğim. Yolcu yolunda gerek!”

      Türkan
      4,4
    • Füreya

      • 392pagine
      • 14 ore di lettura

      Birden çocuklardan biri bağırdı“Şuraya bakın, iki kuş öpüşüyorlar!”Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasını dönerek, aşağıda cıvıldayıp duran çocuklara baktı.“Hanginiz söyledi bunu?” diye seslendi. Sıska bir oğlan öne çıktı.“Ben!” dedi.“Kuş mu gördün orada?”“Evet.”Füreya üşenmedi, indi iskeleden. Çocuğu yanına çağırdı.“Kuşu nerede gördüğünü göster bakayım.”Çocuk birkaç adım geriledi. Füreya takip etti çocuğu. Eliyle işaret etti oğlan.“Nah orada. İşte kuşlar gaga gagaya vermiş öpüşüyorlar.”Dondu kaldı Füreya. Hiç tasarlamadığı halde, çocuğun işaret ettiği yerde masalsı iki kuş kafası beliriyordu. Tıpkı öpüşür gibiydiler. Haklıydı çocuk.Cumhuriyet Türkiyesi’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın hayat hikâyesi Füreya, aynı zamanda bir dönem romanı.

      Füreya
      4,2
    • Bora'nın Kitabı

      • 304pagine
      • 11 ore di lettura

      Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken... Daha sonra yüzleşirken... Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda... Kendimle barışırken... Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken... Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken... Yoruldum!" Acımasız günlerin gölgesinde geçen çocukluğunun yaralarını sarmak ve geçmişini silmek için İstanbul'a gelen genç bir adam: Bora. Tar hayatını değiştiren aşkı bulup umudu yeşerdiğinde, geçmişi yeniden karşısına çıkacak ve kendi öyküsünü anlattığı Bora'nın Kitabı onu bir girdabın içine sürükleyecek. Gizli Anların Yolcusu'ndan tanıdığımız Bora'nın hazin öyküsüyle Ayşe Kulin, sadece genç bir adamın kişisel varoluş mücadelesini değil, bu coğrafyanın zorlu koşullarında bir insan, bir âşık, bir birey olabilmenin imkânsızlığını da anlatıyor. Bora'nın Kitabı kabuğundan sıyrılmaya ant içmiş insanların büyük mücadelesinin romanı...

      Bora'nın Kitabı
      3,4
    • Hayat Dürbünümde Kirk Sene 1941-1964

      • 337pagine
      • 12 ore di lettura

      Hayat ve Hüzünde yazdıklarım, babamın da var olduğu dünyada geçirdiğim kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleridir; özelimde ve ülkemde 1941 'den bu yana yaşadıklarımdan, gördüklerimden seçmelerimdir. Kitabıma, beni çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, bende iz bırakan, belleğimde hep kalan anılarımı aldım. 1983'ten sonraki yıllarımın serüveni belki bir başka kitaba konu olur ama bu kitaplar, 1983 yılına kadar, Edip Cansever'e rahmetle selam olsun, "Ben Ayşe Kulin Nasılım?”'a yanıtımdır. Veda ve Umut'ta ailesinin yaşadıklarından yola çıkarak Osmanlı'nın son günlerinden cumhuriyetin ortalarına kadar Türkiye'nin öyküsünü anlatan Ayşe Kulin, bu kez Hayat ve Hüzün'de kendi anılarını ve o anılarının geri planını oluşturan dünyayı anlatıyor. Çağdaş Türk edebiyatının en sevilen kalemlerinden biri olan Ayşe Kulin'den, anıların, Türkiye ve dünya koşullarının iç içe geçtiği bir çalışma.

      Hayat Dürbünümde Kirk Sene 1941-1964
      4,0
    • Dönüs

      • 272pagine
      • 10 ore di lettura

      Gerçekler acıdır; acıtır, incitir…Tam da hayatının yoluna girdiğini sandığı günlerde, önce annesinden gelen bir haber, ardından eski bir şapka kutusunda bulduğu mektuplar…Derya'nın, iki yıldır sümenaltı edilen gerçekleri bir tokat gibi öğrenmesi, onu dünyanın bir megakentinden ötekine savuracak, kaderi onu sarı bir sonbahar günü,açılıp açılmayacağını bile bilemediği bir demir kapınınönüne kadar taşıyacaktır.Genç kız, acaba gizem dolu bu perdenin ardına geçebilecek midir? Öğreneceklerini kabul edebilecek, kabul etse bile sindirebilecek midir?O kapı açılırsa elbette…Dönüş, aldatmanın, aldatılmanın, affetmenin, acıtan gerçeklerin romanı.

      Dönüs
      3,7
    • Umut

      • 381pagine
      • 14 ore di lettura

      Osmanlı’nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken, Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu. Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti. Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için... Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut 'Hayat Akan Bir Sudur'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır. Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

      Umut
      3,4
    • Gece sesleri

      • 255pagine
      • 9 ore di lettura

      Dört kuşağı içine alan anne-kız ilişkileri, aile içi çatışmalar, sık tekrarlanan askeri darbelerin değişik kuşaklar üzerindeki izleri... Geçmiş araştırılırken ortaya çıkan sırlar, ertelenmiş, söylenmemiş sevgi sözleri, dolayısıyla pişmanlıklar...Kulin, Egeli büyük bir ailenin 40'lı yıllardan başlayarak günümüze kadar gelen öyküsünü anlatıyor.

      Gece sesleri
      3,7
    • "İtiraf etmek istediğin başka yalanların da var mı?" diye sordu Ahmet. Sesimin titremesine engel olmaya çalışarak, "Ben sana hiç yalan söylemedim," dedim. "Ablanın ablan, yeğeninin yeğenin, evinin de asıl evin olmadığını şimdi öğreniyorum ve sen bana 'Sana yalan söylemedim,' diyebiliyorsun." "Orası benim evimdi, ben orada büyüdüm," dedim. Sesim zar zor duyuluyordu. İçimde giderek büyüyen bir canavar vardı. Canımı acıtan canavar, sanki birden göğsümden fırlayıp pat diye kucağıma düşecekti. Öyle derdi o, yani ablam. "Yalan giderek büyüyen bir canavara dönüşür, dallanır budaklanır içinden taşar... Sakın yalan söyleme."

      Geniş zamanlar
      3,6
    • Bir Gün

      • 202pagine
      • 8 ore di lettura
      Bir Gün
      3,5
    • Kördüğüm

      Roman - Üçüncü Baskı

      • 296pagine
      • 11 ore di lettura

      “Hayatım, beni cehenneme savuran bir rüzgârla altüst olmuştu, böyle olmasında ne suçum ne de katkım vardı. Etrafımda neler dönüyor, bilmiyordum. Fakat tuhaf bir şekilde içinde bocaladığım çaresizlik duygusu giderek mücadele ruhuyla yer değiştiriyordu…” Esrarengiz bir kaza sonucu bellek kaybı yaşayan, bu nedenle “Gizem” adıyla anılan genç kadının tek bir isteği vardır: kendi gerçeğine ulaşmak… Bir süre hastanede kaldıktan sonra özel bir kliniğe yatırılan Gizem, bu kapalı ortamda, hayal bile edemeyeceği travmalar yaşamış genç bir kadınla ve onunla özel olarak ilgilenen Doktor Orhan’la ilişki kurar. Zamanla kendinde unutuşun o sımsıkı kilitli kapısını aralayacak gücü bulan Gizem, hatırladıklarıyla kumpaslar, entrikalar ve rastlantılarla örülü, Türkiye’de yaşanan bu karmaşık günleri de içine alan esaslı bir kasırgaya kapılmış gitmekte olduğunu görecektir. Kördüğüm, hayatının hassas bir evresinde, günümüzün acımasız çarkları arasına sıkışmış genç bir kadının yaşadıklarını çarpıcı bir “geri dönüş” hikayesiyle anlatıyor. Ayşe Kulin çok sevilen Kanadı Kırık Kuşlar’da olduğu gibi, ülkesinin çalkantıları ile sarsılan ama tutkularına da sorumluluklarına da sahip çıkan genç bir kadının ayakta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor.

      Kördüğüm
      3,5
    • Sami Bey'in ruhu bana mısın demiyordu ipil ipil yağan yağmura. Bir Fatih'e iniyor, bir gençliğine gidip Kumkapı sahillerinden karpuz kabuklarının yüzdüğü kristal denize atıyordu kendini, bir Perşembe Pazarı'ndaki hurdacı dükkânına, yeni yeni para kazanmaya başladığı günlere dönüyordu. Ama en büyük huzuru ilk karısının yanına vardığında duyuyordu. Önünde dilimlenmiş domatesi, kavunu, beyaz peyniri, karşısında yokluğuna alışamadığı ilk aşkı, karısı, buğulu ılık sesiyle 'koklasam saçlarını bu gece taa fecre kadar'ı okuyordu... Çocuklarının doğumu... onları Florya'ya denize sokmaya götürdükleri günler... okula başlayışları... sonra bir hançer saplanıyordu göğsüne, karısının tabutunun arkasından yürüyordu ağır ağır. Gözyaşları sel gibi düşüyordu yanaklarına. Güneşe Dön Yüzünü 1940'lardan 80'lere Türkiye'nin panoramasını çiziyor...

      Güneşe dön yüzünü
      3,4
    • Gizli Anların Yolcusu

      • 427pagine
      • 15 ore di lettura

      Çağdaş edebiyatımızın en sevilen yazarlarından Ayşe Kulin, Gizli Anların Yolcusu ile bir kez daha okurlarını şaşırtıcı gerçeklerle yüzleşmeye zorluyor. Bu kitap yerleşik ve düzenli hayatlarımızın nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bir anda yıkılıp gidebileceğini gösteriyor bize... Acı bir kaza... Bir anda ağızdan kaçan bir söz... Ansızın yayınevine gelen bir dosya... Birbirine dolanmış eşarplar... Bütün bunlar, aykırı bir aşkın başını ve sonunu belirlemeye yeter mi?Gizli Anların Yolcusu, pek çoğumuzun anlamakta zorlandığı, yargılamakta ısrar ettiği bir aşkın romanı. Ayşe Kulin her zamanki ustalığıyla yaklaşmaya korkulan bir konunun üstüne giderek tabuları yıkmayı deniyor.Bu romanda sadece aşkı değil, toplumun zorladığı hayatları, harcanmış çocuklukları, kendi içindeki sırlarla en yakınlarını yaralayan ailelerin öykülerini soluk kesen bir tempoyla okuyacaksınız.

      Gizli Anların Yolcusu
      3,4
    • Handan

      • 272pagine
      • 10 ore di lettura

      Yalnız bir kadın mutlu olabilir mi? "aşklarını kendileri yaratır, sonra da elleriyle yok mu ederdi bütün kadınlar, yoksa ben mi böyle tuhaftım? Yalnız bir kadın güçlü olabilir miydi? Mutlu olabilir miydi?" Başına buyruk haliyle; hataları, sevapları, acıları, sakarlıkları, sonsuz içtenlikteki aşkları ve zaaflarıyla hepimizden bir şeyler taşıyan, ama aynı ölçüde özgün, benzersiz bir karakter, Handan… 70'lerin çocuğu Handan, hayatının son derece hassas bir noktasında (yaralı bereli orta yaşında), Halide Edib Adıvar'ın ölümsüz eseri Handan'ın eşliğinde bir keşif, bir hesaplaşma yolculuğuna çıkmaya zorlanır. Bu yolculuk ki aşklar, aldatmalar, aldanmalar, ölümler ve entrikalardan geçecek, dahası, İstanbul'un tarihinin en hareketli, en renkli ve en "gazlı" günlerini, hem de tam ortadan kat edecektir… Ayşe Kulin her güçlüğe, her şarta göğüs geren ve "asla pes etmeyen" bir kadının, Handan'ın sıra dışı, şakrak ve capcanlı hayat mücadelesine davet ediyor okurları. (Tanıtım Bülteninden)

      Handan
      3,4
    • Bir varmış bir yokmuş

      • 310pagine
      • 11 ore di lettura

      Bundel verhalen waarin de werkelijkheid (varmış) tegenover de fictie (yokmuş) wordt geplaatst, maar wat is werkelijk en wat is fictie?

      Bir varmış bir yokmuş