Kuyu. Zindan. Dünya. Ahiret. Kur'an'ın en güzel kıssasında dört kelime, dört kapıyı açıyor: İman, Aşk, Sadakat, Vuslat... Üç gömlek, üç yürek; Yakup, Yusuf ve Züleyha. Aşkının akıyla kuyudan, zindandan ve kadından geçti. Yakup şimdi suskun, mahzun ve hasret. Oğul gurbet, çölde akşam karanlığı iniyor. Yakup'un yüreğine hasret harları düşüyor: "Ey kalbim! Dayanmalıyız Yusuf'suzluğa." Yusuf güzellik, insanlığın edebiyatı. Züleyha'nın kapalı yüreği, bir baba kalbi kadar naçar. Züleyha'nın sevdası, Nil kadar derin. Züleyha'nın hüznü müphem; Yakup'un gözyaşları, Yusuf'a iftar. Ah Züleyha! Anlaşılmazlıkların yükü hep senin üzerindeydi. Seni anan diller, "Altı üstü bir aşk işte" diyerek aşkı küçümsedi. Yusuf'unu görmek için kaç yürek boşaldı, derin sevdalara daldı? Her dalışta binlerce vurgun yedi. Gitme Züleyha! Aşk oluyorsun, dur! Tırnakların mora çalacak, yaraların yanacak, en çok da Yusuf'unu haykıracaksın. Ağla Züleyha! Sen ağladıkça melekler çöllere yağmur duası bırakır. Vuslatın aslı hasretmiş; her hasret bir hicrete bedel. Hicretimle bedelini ödüyorum. Susalım. "Rabbim, göz verdin; gözyaşı da ver ki Yusuf'u bulmadan yitirmiş Züleyha için ağlayalım."
Aşkın Meali Serie
Questa serie approfondisce la natura profonda e intricata dell'amore attraverso narrazioni avvincenti. Si concentra sulle relazioni umane, i loro trionfi e tribolazioni, e i paesaggi emotivi che plasmano le nostre vite. I lettori assisteranno ai viaggi dei personaggi mentre navigano tra passione, perdita e la ricerca di significato all'interno delle loro vite sentimentali. Ogni puntata offre una prospettiva unica sul tema universale dell'amore e le sue molteplici espressioni.


Ordine di lettura consigliato
Askin Meali II
Ibrahim ve Hacer
"Ben babam İbrahim'in duası, Annemin rüyasıyım." -Hz. Muhammed (s.a.v.)- "Allah isterse köle bir kadının onuru için, İbrahim ve İsmail'e Kabe'yi yaptırır." Baba oğul ileride Allah'ın evini yapacakları o seçkin toprağa, Hacer'in mezarını kazmaya başladılar. İsmail ağlaya ağlaya toprağı kazıyordu. İbrahim avuç avuç dua döküyordu çukura... İbrahim'in kederden takati kalmamıştı. Oğlu mezarın kazılmasını tamamladıktan sonra el ele kefeni defnettiler. İsmail kürekle toprak atarken İbrahim yaşlı gözlerle baktı kefenlenmiş Hacer'ine ve usulca söylendi: "Ah oğul! Sen bu mezara benim kalbimi de gömdün..." (Tanıtım Bülteninden)